2.23
2.83
0.00

ROPÖRTAJ:Güllübağlar Mahalle muhtarı Hikmet SEZER

ROPÖRTAJ:Güllübağlar Mahalle muhtarı Hikmet SEZER

Güllübağlar Mahalle muhtarı Hikmet SEZER PendikNEThaber'e mahalle hakkında açıklamalarda bulundu.


29 Aralık 2008 10:14
font boyutu küçülsün büyüsün


Sayın muhtarım Kendizi Kısaca Tanıtırmısınız.

Ben Hikmet SEZER 1956 Erzurum İspir –Bahçeli köyünde doğdum hafriyat şirketim var. 2 çocuk babasıyım biri kendi şirketimde operatör  diğeri, İ-T-Ü  mezunu 30 Yıldır Pendik’teyim.Güllübağlar da ikamet ediyorum.Bu benim ilk muhtarlık dönemim,halkın bana güvenine ve sevgisine teşekkür erdim.

Mahalleniz Hakkında Bilgi Verirmisiniz:

Mahallemin Metropol yapıya sahip bir konumu var. Esenler,Kavakpınar, Ramazanoğlu,Yayalar Bu mahallelerde kilit bir mahalle  kalp görevi yapmakta.Okul bakımında çok şanslıyım Anadolu Teknik Lisesi,İMKB Teknik lisesi,Endüstiri Meslek Lisesi,Tarık Buğra Lisesi,Ulaşım bakımından rahat bir mahalle ayrıca yapılmakta olan hastanemiz var Mahallem çok güzelve seviyorum.

Sizin Muhtarlık Yaptığınız Dönem İçerisinde Mahallenizde Yapılan En Önemli Yenilikler Nelerdir:

Muhtarlık dönemim içerisinde  Pendik Belediyesiyle  beraber İmar planlarını devreye soktum,3 katlı bir Sağlık Ocağı yaptırdım,Caddelerde ve sokaklarda  aydınlatmaya yönelik Işıklandırma çalışmaları yaptırdım, İMKB Teknik lisesi yapıldı Tağrık Buğra lisesini yeniden yıktırıp yaptırdık.Yalnız Tandoğan Caddesinin onarımı için malzemesini aldık ama bu kriz dolayısıyla durduruldu.

Mahalle Halkının İsteklerine Cevap Verebiliyormusunuz?

Mahallemin %80 ihtiyaçlarına karşılık verdiğime inanıyorum.Fazla büyük bir eksikliğimizde yok ,istekler ve eksiklikler bitmez biterse de bize gerek duyulmaz diyorum.

Pendik Belediyesi Belediyesi Beklentilerinize Cevap Verebiliyormu?

Pendik 31 mahalle 5 köy’lü güzel bir ilçede yaşıyoruz. bizim bulunduğumuz mahalle biraz kırsal bölge,Pendik merkez bittikten sonra 2. plana yani mahallelerimizin beklentilerine cevap veriyor.Benim 5 yıllık dönemim içerisinde ala bileceğim bütün hizmetlerin çoğunu aldığımı sanmıyorum.

Mahallenizin En Önemli Sorunu Nedir?

Mahallemin  en önemli sorunlarından biri, Halkın ailece, arkadaşlarıyla oturup güzel vakit geçireceği bir Çay bahçesi ve Parkımız yok yerlerim ayrıldı fakat imardan dolayı yaptıramıyoruz,Semt Konağım yok yeri var söz verildi ama yapılmadı,spora yönelik bir tesisimiz yok bu tesis yerimizi ağaç a.ş ye verdiler bizim başımıza bela ettiler.

Bu Seçimlerde Adaylığınızı Koymayı Düşünüyormusunuz:

Açıklamak istemiyorum.Bir ay kala açıklayacağım.

Mahalleniz Ve Muhtarlık İçin Söylemek İstedikleriniz Nelerdir:

Vatandaş hep ihtiyaçlı bütün ihtiyaçlarına da karşılık vermek çok zor, ihtiyacını karşılayamayınca da üzülüyorum yani cebimde 5YTL varsa onu veriyorum,ben harçlıksız kalıyorum, ben Muhtarlıktan öncede vatandaşa yardım ediyordum her konuda,Benim iş makinem var çalışıyor benim muhtarlıktan hiçbir beklentim yok ben para için muhtar olmadım hizmet için muhtar oldum bu mahalleye… Yeteri kadar her şeyim var, yeter ki vatandaş bu kapıya geldiği zaman buradan üzgün ve isteğine karşılıksız ayrılmasın benim tek gayem bu, cebimdeki paramda gitsin şahsiyetimden taviz vermeyeyim benim tek gayem bu,korkum şu kriz ortamında ve sistemde ben şahsiyetimden taviz verebileceğimden korkuyorum.1-2 aydan beri bizim ne çektiğimizi bir Allah bilir birde biz biliriz.

Muhtarın hiçbir yetkisi ve geliri yok ,280 YTL benim aylığım oda yatmamış.İkametgah  paraları kalksın resmen dilenci durumuna düştük kaldırsınlar istemiyorum.Mesela muhtarlık maaşı 500 veya 750 YTL olsun.Çalışanın maaşını zor veriyorum,bir millet vekili yaklaşık 7000-8000 ytl maaş alıyor bizim çektiğimiz eziyeti çekmiyor,ben 280 YTL maaş alıyorum ben benzin parası bulamıyorum ki pendik’e inip vatandaşın ihtiyacını karşılıyım sigortam,bağ kurum,elektrik,su hepsi bana ait








Bu haber 5,804 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (9)
  • Şenay ÇOBANOĞLU / 21 Mart 2011 16:41

    ÇANAKKALE GURUR ABİDEMİZDİR:

    Çanakkale gurur abidemizdir;Şenay Çobanoğlu
    Şenay ÇBANOĞLU 19.03.2011 14:12:29 ÇANAKKALE SAVAŞIYLA İLGİ, BU DA BENİM ÖZ ELEŞTİRİM: O Çanakkale savaşı, o günün şartlarıyla, dünyanın en güçlü, yedi devleti, modern askeri teçhizatları ve asker sayılarının çokluğu, bir orduya karşı, sefalet içinde bir millet, fakirlik her yerlerinden kokuyor. İlkel askeri teçhizatla, asker sayısı kısıtlı, çoğunu on sekiz yaşından küçük çocuklar teşkil etmektedir. Eline silah tutamayacak kadar, acemi askerlerle, doluydu ordumuz. Dağılmış bir koca imparatorluğun, kalıntılarıydı. Savaşa hazırlıksız yakalanmıştık. İçlerinde rütbesi bir binbaşı, o şiddetli savaşın içinde, yeri göğü inleten bir sesle haykırıyordu. Üç sefer ya Muhammet yetiş, kitabın gidiyor. Askerler bu durum karşısında, sanki ayakta duramayacak takatleri kalmamış olan o Mehmetçiklere, bir kuvvet enerji vermişti. Siperde savaşan o Mehmetçik, öndeki, arkadaşının öleceğini bildiği halde, o ölürse onun o siperine kendisini atıp, o arkadaşının görevini almak için, kimi kur’an okuyor, kimi kur’an bilmediği için, kelimeyi tevhit getirerek, ön safta da yerini alıyorlardı. Belki can tatlıdır, düşman ateşine dayanamam, elimde olmayan sebepten dolayı, kaçabilirim diyerek, Ayağını geriye doğru bükerek, bağlayıp, o şekilde düşmanla, savaşına devam etmiştir. Bu savaşa saçları kınalı, nice küçük yaşta âliler, katılmış. Elleri öpülesiye anneler, sebi çocuklarının üzerindeki battaniyeyi alıp, cephane mermilerinin üzerine örtermiş ki, o mermi yerine sağlıklı bir şekilde gitsin. Mehmedim bedeneni, gıdasızlıktan, zayıflanmıştı ama içinde inancının verdiği o enerji ki, hiçbir orduda olamayacak, o manevi kuvvet o mehme’dimi dimdik ayakta tutuyordu. Şimdi düşünüyorum, bu yüz yılın sonuna geldik, birçok son modern askeri teçhizatlarımız var. Bilgi çağının ve son teknolojinin durumuna göre, ordumuzu eğitip yetiştiriyoruz. Otuz, kırk yıl etti, bir P.P.K’ belasıyla baş edemedik. Ve yahut şöyle düşünelim, Çanakkale boğazında, aynı yedi düvel orduyla, şimdi karşılasaydık, o eski cesaret ve o ruhu askerimizde bulabilecek miydik, şu andaki, Ergenekon sanıkları olan bu komutanlarla, bu savaşı kazanımıydık, bunun değerli, okuyucularımın takdirine bırakıyorum. Kendi kendimize, bu öz eleştiriyi yapmamız lazım gelmiyor mu, bunu dürüstçe söylememiz lazımdır Yoksa kendi kendimizi kandırmış oluruz. Bir atasözü var(Su uyur, düşman uyumaz)Yerinde çok güzel söylenen bir söz. Evet, düşman yenilmişti, ama uyumadı bu Türk milletinin bu ordusunun yenilmediği sebeplere ulaştı ve netice yede arzularına kavuştular. Çünkü düşmanlarımızın, bizim hakkımızda, şöyle bir vaatleri vardı. Bu milletin elinde ki, bu kutsal kitapları olan, Kuran’ı almadığımız müddetçe, bu milleti hiçbir zaman savaş meydanlarında yenemeyiz, bunu bilelim. Evet, her seferinde, mağlupla olarak dönen, bu hain düşmanlarımız. Şu ana kadar bu asil milletin elinden, bu kutsal kitabı olan Kuran’la savaşmışlardır. Bu milletin içine nifak tohumları atmışlardır. Kendi görüş ve düşünce içersinde yetişen, çok yüksek makamlara kadar çıkabilen, adam yetiştirmişlerdir. Bu asil milletin inancına savaş açmışlardır. Çanakkale de ki o ruhu veren, eğitim ocakları tek, tek kapatılıyor. Halkın inandığı Müslüman dini, iltica diyip önleme çalışılıyor. Ayrıca bu kutsal dinimizi, devletimizin kurumlarını tehdit ediyormuş gibi , bu düşünce ve eğitimde olanlarına devletimizin kurumlarında, görev verilmiyor.Tesadüfen bu düşünce içinde olan bazı kişiler, bilinmeyen bazı sebeplerden dolayı eğer,devletin ordusunda görev verilmiş ise, bu kişiler, tek,tek tespit edilerek, ordudan ilişkileri kesiliyor.Evet bunu gibi nice, hataları yaparak, Türk halkını hırpaladığımız farkında olarak mı ve olmayarak mı bazı yanlışlıkla içine girerek, bu halka işkence yapmışızdır.Bu halkın çocuğuyla ordunuzu kuruyorsunuz, bu halkın verdiği vergilerle ülkenin ekonomisini yürütüyorsun.Ama halkın sesine kulak vermeden,halkı hiçe sayıp,kendi dikta düşüncenizi, bu halka enjekte ediyorsunuz.Bu halkta bizim.Bu orduda bizim.Bu devletin tüm kurumlarında bizimdir.Farklı düşüncelerde ve görüşlerde bile olsak, bu bayrak inmeyecek ve bu ezan susmayacaktır.Ortak payda düşüncemiz bu olmalıdır.Biri birimizin konuşmalarına ve yaşayış biçimlerine tahammüle ve sabırla yanaşmalıyız.Bu ülke içinde Türk kimliği taşıyan herkesin, vatanıdır.Biri diğerine öteleyemez.Milli değerlerimizin altında hep birlikte buluşmalıyız.Bizler sizleri seviyoruz.Ne olur sizde bizi sevmeye çalışın.Bizin bizden başka dostu yoktur.İşte sana dünyanın bile bu savaşın neticesini şaşkınlık baktığı Çanakkale savaşında olduğu gibi.İşte sen bu sun ve bu ruh da olmalısın.
  • Şenay ÇOBANOĞLU / 7 Ocak 2011 10:45

    KARAR GÜNÜ_20 HAZİRAN 2011

    HALKIN KARAR GÜNÜ:20 HAZİRAN 2011 TARİHİ:
    5-MAYIS–2005 TARİHİNDE, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KURSÜSÜNDE, BİR MİLLETVEKİLİNİN MUHTAR ÖDENEKLERİNİN ARTIRILMASINA VE SOSYAL GÜVENLİKLERİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ ÜZERİNE YAPTIĞI KONUŞMAYI, DİKKATİNİZE SUNMAK İSTİYORUM:

    Sayın başkan, sayın milletvekilleri; Muhtar Ödeneklerinin Artırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifinin İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin söz almış bulunuyorum; Yüce meclisinizi saygıyla selamlarım.
    Kanun teklifimizde, köy muhtarlarıyla ile şehir ve kasaba muhtarlarına, brüt asgari ücret miktarında aylık ödenek verilmesi öngörülmektedir.
    Muhtarlık kurumu, ülkemizde yurttaşlarımızın devlete ilk karşılattıkları kurumdur. Mahalle ve köyler, yerel yönetimlerin ilk basamağıdır. Ülkemizde 35 148’i köy 17 805’i mahalle muhtarı olmak üzere 52 953 muhtarlık bulunmakta. Muhtarlarımız, köy ve mahallelerde yaşayan yurttaşlarımızın ortak sorunlarına çözüm bulmak amacıyla, büyük çaba sarf etmekte.
    Muhtarlık binasının elektrik, su ve kirasını muhtarlarımız kendi ceplerinden ödemekte. 255 YTL ödenek alan muhtarlarımızın aldıkları bu ücret, açlık sınırının bile altındadır; muhtarlarımızın aldığı bu ödenek, kendi Bağ-Kur primlerini bile ödemeye yetmemektedir.
    Değerli arkadaşlarım, Sayın Başkan; 18 Haziran 2002 tarihinde, Genel Kurulda, bir milletvekili arkadaşımız, muhtarlarımızla ilgili şöyle seslenmiş, 21 inci dönemde:”Muhtarlarımızın sorunlarını anlatmak için huzurunuza geldim” diyor sayın milletvekilimiz o günlerde,”Ancak, takdir edersiniz ki, yalnız muhtarlarımız değil, toplumumuzun tüm kesimleri, memuru, çiftçisi, işçisi, ciddi sıkıntılar içinde.”
    Yani, bugün de aynı sıkıntılar içinde. Ve muhtarlarımız ödeneklerinin asgari ücrete endekslenmesini talep ettiklerini ifade etmiş. Konuşmanın üzerinden dört yıl geçti. Bu dört yılda, Ogün milletvekili olarak görev yapan arkadaşımız, bugün, AKP’de Gurup Başkanvekili olarak görev yapıyor, Sayın Faruk Çelik arkadaşımız.
    Sayın Çelik, muhtarlar, hala, o sizin, 2002 yılında yapmış olduğunuz talepleri bekliyor ve ayrıca diyor ki, acaba, karakolda doğru söyleyip de mahkemede şaşıyorlar mı; muhalefetteyken bizim için istekte bulunup, iktidara geldiklerinde unutuyorlar mı diye, sizlere buradan sesleniyorlar, Sayın Çelik.
    Değerli arkadaşlarım, bu kanun teklifi o taleplerden birisiydi. Bu gün de aynı talepte bulunuyoruz.
    Muhtarlarımızla ilgili, ayrıca, 5 Kasım 2003 tarihinde yine bu Mecliste bir konuşma yapılmış. Sayın Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Bey diyor ki: “İçişleri Bakanlığımız, yeni yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar, muhtar ödeneklerinin günümüz şartlarına uygun ve yeterli hale göndererek 3000 olan gösterge rakamının en az 5 000 gösterge rakamına yükselmesi yolunda öneride bulunmuştu. Maliye Bakanlığımız bu konuda çalışmalar yapmaktadır; ayrıca, biz, bu işin takipçisi olacağız; tabii, bu kâfi gelmeyecektir” sözlerini kullanmıştır. O sözlerin üzerinden iki buçuk üç yıl geçti. Kâfi olmıyacakğı değerlendirmesi yapılan iyileşme bile sağlanamamış durumda.
    Zaman tünelinde ilerlemeye devam edelim, değerli arkadaşlar. Geldik 5 Mayıs 2005’e. Bu sefer, Sayın Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa Bey var. Bakın, o tarihte Sayın Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa ne diyor:
    “Muhtarlarımızın özlük haklarını düzenleyen kanun tasarısı Bakanlar Kurulumuzun imzasındadır ve önündedir: hükümetimiz bununla ilgili bir çalışma yapmış; daha önce de ifade ettiğim gibi, en az asgari ücret esas alınmak suretiyle, özellikle Bağ-Kur prim borçlarınındın dolayı yaşadıkları sıkıntıları da, geride dönük borçlarını da bir takvime bağlanması, iyileştirmesi de ihtiva edebilecek şekilde ve muhtarlarımızın diğer sıkıntı ve taleplerini de dikkate alan önemli bir çalışma yapılmış: taslak, Bakanlar Kurulunun gündemine getirilmiş; inanıyorum ki, önümüzdeki ilk Bakanlar Kurulu toplantısının birinde bu Bakanlar Kurulundan geçerek, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecektir.” Bu sözler, evet, Sayın Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa söylüyor. Bakıyoruz, bir yılı aşkın bir zaman geçmiş, böyle bir tasarı yok.
    Başbakanlık ile Meclis arasında, herhalde, kaybolmadı bu tasarı! Sabah Bakanlar Kurulu sekretaryasını aradım. O tarihten, yani, 5 Mayıs 2005’ten bugüne kadar 44 Bakanlar Kurulu toplantısı yapılmış; ama , bir türlü bu tasarı Bakanlar Kurulundan çıkmamış.
    Muhtarlarla ilgili düzenlemeler de o 44 toplantıda gündeme gelmemiş değerli arkadaşlar ve toplantıda gündeme gelmemiş ve bugün, ben bu kanun teklifini konuşacağımız için 57 000 muhtarın genel başkanını SMS’lerle bilgilendirdiler. Bu üç değerli milletvekili arkadaşımızın, grup başkanvekilimizin vermiş olduğu sözler de yerde kalmasın diye 37 İnci maddeden buraya getirdik.
    (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
    BAŞKAN-Sayın Şimşek, lütfen toparlar mısınız?.
    İsmini Vermediğimiz Milletvekili(Devamla)-Artık, sanıyorum ki, Sayın Çelik, Sayın Fatsa, Sayın Bakan Mehmet Ali Şahin bu yasaya katkı sunacaktır; yani,sizin daha önce söylemiş olduğunuz sözleri bir kez daha hatırlatmak adına.
    Muhtar ödeneklerinin artırılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisinde bugüne kadar ayrıca 9 kanun teklifi verilmiş. Biz, ben ve Parti milletvekili arkadaşlarım vermiş olduğumuz bu kanun teklifinde ödenek ve sosyal güvenliklere iliştir ve diğerleri de hemen, hemen bunu kapsıyor. Yeni çıkan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu”Sigortalı Sayılanlar”başlığı altında köy muhtarlarını da saymaktadır ve muhtarların sosyal güvenliklerine ilişkin yürürlükteki yasada bulunan muhtarlarımızı Bağ-Kur ile ilişkilendirilen hükümler kaldırılmıştır.
    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, muhtarlarımızın sosyal güvenliklerine ilişkin yeni bir düzenleme de getirmemektedir.
    Değerli arkadaşlarım, yani, muhtarlarımız, kendi sosyal güvenlik primlerini kendi ödemeye devam edecektir.
    İşveren olmayan, işyeri bulunmayan muhtarlarımızın Bağ-Kurla ilişkilendirilmesi de yanlıştır. Muhtar, göreviyle ilgili bir suç işlediği zaman devlet memuru olarak yargılanıyor; ama iş, sosyal güvenliğe gelince “muhtar, kendi primini kendi öde” diyoruz.
    Yukarda bahsettiğim konuşmasında Sayın Faruk Çelik Beyin “muhtarlarımız 90 lira ödenek almakta, 105 lira Bağ-Kur primi ödemekte…” Bugünse değişen bir şey yoktur değerli arkadaşlarım 225 YTL ödenek alıyorlar-Maltepe Altay çeşme Mahallesi Muhtarının ifadesidir bu- 285 YTL Bağ-Kur primi ödemekte; yani, değişen bir şey yok.
    Toparlıyorum Sayın Başkanım.
    O zaman muhtarların aldığı ödenek Bağ-Kur primini ödemeye yetmiyordu; anlaşılan şimdi de yetmiyor.
    Binlerce muhtarımızın prim borcu milyarlara ulaşmış vaziyette.
    (Mikrofon otomatik cihazdan kapatıldı)
    BAŞKAN-Sayın Şimşek, lütfen, teşekkür için açacağım; buyurun.
    Milletvekili (konuşmasına devam ediyor)-Sayın Başkanım, toparlıyorum. Ayrıca 57 000 Muhtarımızı ilgilendiren, seçimlerde kapılarına gittiğimiz, bize çok, çok, Parlamentoya, demokrasiye katkı sunan muhtarlarımızla ilgili olduğu için biraz uzadı; bağışlayın, toparlıyorum Sayın Başkanım. Muhtarlarım sizi de izliyor, Sayın Başkan.
    BAŞKAN- Buyurun Sayın Şimşek.
    O Milletvekilimiz konuşmasına devam ediyor. Teşekkür ederim.
    O nedenle, muhtarların ödeneklerini asgari ücrete endekslemek ve muhtarların ödeyeceği Bağ-Kur primlerinin, il özel idaresi tarafından, ödeneklerinden kaynakta kesilerek ödenmesi gerekmektedir.
    Bu kanun teklifinin gündeme alınması, sizin-muhalefette ve iktidara geldiğinizde muhalefette verdiğiniz sözleri iktidarda yapma çalıştığınız bir örneği olacaktır diye düşünüyorum. Türkiye, seçim havasına girdi. Yarın kütükler için muhtarlara gideceğiz ve muhtarlar hangi partiden geldiniz sorduğunda veya il,ilçe yöneticilerine, herhalde bugünü çok iyi hatırlayacaktırlar.
    Değerli arkadaşlar, sayın muhtarlarımız da, bizler de seçilmişiz. Bizler, maaşlarımızı devlet tarafından alıyoruz. Bizim SSK primlerimizi, Emekli Sandığı, Sosyal güvenlik primlerimizi devlet ödüyor. Bu anlamda, muhtarlardan, muhtarlarımızdan bunu esirgemememiz gerektiğini düşünüyorum.
    Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
    Ekran başında bizi izleyen muhtarlarımıza da, Meclisimiz adına, bu görevi yerine getireceğimizin bu vesileyle de sözünü vermiş oluyoruz.
    Saygılarımı sunuyorum.(Kendi parti sırasından alkışlar)
    BAŞKAN-Teşekkür ediyorum Sayın Şimşek.
    Evet, o gün 5 Mayıs 2005, şimdi 20 Haziran 2011 tarihinde yine ülkemizin güzel insanları, milletvekili seçimi için sandık başına gideceklerdir. Bu altı yıl zarfında, muhalefete olan, şimdi iktidar parti milletvekilleri, muhtarlara vaat ettikleri, sözlerini ne kadarını, gerçekleştirmiştir. Üzülerek söylemek gerekirse, meclis veya başka yerde hiç bile, akıllarına gelmemekteyiz. Gün döner devran döner, yine sandık başında, halkımızdan ve muhtarlarımızdan, kendiniz için oy isteyeceksiniz. Seçim için, gezdiğiniz mahallede, o mahalle ve köy muhtarına, hangi yüzle partinize ve kendinize oy isteyeceksiniz., bunu sağduyulu insanların takdirine bırakıyorum. O gün, o milletvekili mecliste, muhtarla ilgi, bu konuşmayı yaptı. Belki bu gün milletvekili sıralarında oturmuyor, ama muhtarla ilgi, Türkiye Meclis Kürsüsünde yaptığı o konuşmayı, muhtarlar unutmayacaktır, ve hep o milletvekilini saygıyla yad edeceklerdir. Ama muhalefetteyken, şimdi Türkiye Millet Meclisi çatısı altıda, yerini alan, o milletvekilleri, muhtarlara verdikleri vaatlerinin yerine getirmediklerinden, hiçimi üzülmezler mi.
    Biz muhtarlar, bir inşaat bekçisine verilen imkânlardan, bile istifade edemiyoruz. Bir inşaat bekçisine, inşaat sahibi, o bekçiye kışın soğuğuna ve yazın sıcağına dayana bilen bir, ahşaptan bir, kulübe yapar. O Bekçinin, Elktirik, su ve ısınması için, kömürü bedava verir. O bekçinin sosyal güvencesi olan, sigortasını, o inşaat sahibi yüklenerek, zamanında öder. O bekçiye orda çalıştığı için ona koruyucu elbise bedava verir. O bekçini yemeğini bedava verir. Ulaşım sorununu bedava karşılar. Evet, bizler, bu şahısları küçümsemiyoruz, ama aramızdaki farkı bu şekilde, bir örnek olarak ortaya koyuyoruz. O bekçinin sorunu. İnşaata giren çıkanı takip ediyor, gerektiğinde inşaat sahibine bilgi veriyor.
    Muhtarlıkların görevi daha kutsal yani basit değildir. Çünkü ülkemizin tüm kurumlarının yazılı ve sözlü muhatabıdır. Bazen bir kurumdan bir, isim listesi, kendisine verilir, bu listedeki insanları tek, tek adreslerinde olup olmadığını kontrol etmektedir. Bu da birkaç günle değil, haftalarca sürüyor.(Örneğin ana kız okula listesi) Okuma bilmeyen yaşlı ve erkeklerin, verilen listedeki, adreste oturup oturmadı tespit edildi ve gerekli kuruma bu listeler teslim edildi. Şimdi mahallerdeki yapılar, git gide değişiyor. Koca yüksek binalar yapılıyor, her binada yüzün üstünde insan ikamet etmektedir. Bunu gibi mahallede birçok binalar var. Apartman yöneticisi kendi apartmanındaki, giren çıkan kişileri takip etmek de zorlanırken, ayrıca bizim aldığımız yoluk ücretinden fazla, ücret almakta, bir görevi bulunduğu apartmanın sorunlarıyla uğraşmak. Biz muhtarlar, mahallesinde bu büyük yapılarla dolu olan bir mahallenin tüm sıkıntılarını elimizde ki, bu olanaksız durumlarla halletmeye çalışmaktayız. Elimizde yetkimiz yok ve birçok üslenmiş olduğumuz sorumluklar içinde, bu verilen görevi yerine getirmeye çalışmaktayız. Bu gün Türkiye’nin her ücra köşelerinde,(Terör belası, kışın ağır koşulları, imkânsızlıklar içinde) muhtarlıklar halka hizmet vermektedir. Her gelen iktidar bu kurumun, elindeki, yetkileri almış, üstelik başka kurumun, üstlendiği sorumlulukları, bu muhtarlık kurumlara, yüklemiştir. Bu kadar sorumluğu olan bu devlet kurumu olan, muhtarlıkların, bir çalışma yeri, düşünülmemiştir. Elinde, devletin verdiği bir mühürsü var, oda muhtarın üslendiği sorumluklar için kullanmaktadır. Allah aşkına, yüzüncü yıla girmekteyiz, ülkemizdeki muhtarlık kurumları, eli, kolu bağlı ve yerde sürünmektedir. Muhtarlıklara uğrayan bazı, idarecilerde, bu kurumun sıkıntılarını, görmemezlikten gelmektedir. Muhtarlar olarak, bizlerde, bu seçim zamanı, çevremizdeki insanlarla, duyarlı olacağız. Geçmişte muhtarlıkların özgür hakları için, vaadi verenler, sandık başında bizimde bir çift sözümüz olacaktır. Bu ülke hepimizindir, sıkıntıların nasıl paylaşıyorsak, gelir dağılımında, hakkaniyetli bir şekilde, hakkımızı istiyoruz. Bir vatandaş olarak, bunu da söyleme hakkımız vardır. Allah aşkına yeter, bu muhtarlık kurumların sesine kulak verin.( ALMA MALZUMUN AHINI, ÇIKAR AHASTE, AHASTE) Çok sıkıntılar içinde, halka bu hizmeti vermekteyiz. Allah aşkına, Ankara’da bir mahalle muhtarını ziyaret edin, orda muhtar beyin bir çayını için. Muhtarımızın bu sıkıntılarını gözlerinizle bir görün. Eğer vicdanınız, o muhtarın o zorluklar içinde bu hizmeti verdiğinden, memnun sanız. Size bir şey söyleyemeyeceğim. Ama inanıyorum ki, gözlerinizle o muhtarın, o hizmeti verirken içiniz sızlayacaktır.
    Saygılarımla.
    Şenay ÇOBANOĞLU
    05.558.575.068
  • Hasan VAROL / 2 Ekim 2010 18:29

    BU MUTLU GÜNÜMÜ SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTEDİM;

    Bu gün pazartesi, aylarda eylül, saat yine dokuz buçuk oluyor.
    Mahalle sakinlerimden biri muhtarlık işleri için, muhtarlık bürosuna geldi. İsmi Gül hanım, uzun zamandır çocuğu askerden gelmiş, iş bulamamış ve evde bu durumda bazı tatsız olaylar yaşamaktadır.Çocuğun ismi Halit gerçekdende yakışıklı ve durus bir genç. Bu çocuk için ailesinden annesi Gül hanım benden bir iş çocuğu halit için istemektedir.
    Muhtar olarak, mahalle sakinim olan Gül hanıma baktım, ne yiyeceğimi bilemiyordum.
    Gül hanım, biz muhtarların, ellerinde bir çok yetki var biliyor, hangi kuruma telefon açtığım zaman hemen o işler bir an yapılr, biliyor. Halbuki kim muhtarı dinliyor ki. Zaten elinde avucunda bir yetki kalmamıştır ki. Ama bunu Gül hanım bilmiyordu, çok ısrar ederek,muhtarından çocuğuna bir iş bekliyordu.
    Tabi onun ümütlerini boş çıkarmamak için, bir kaç iş yerine telefon ettim. Malesef açtığım telefonlar boş çıktı. Bu çocuğa ne yapabilirim çok uğraştım, bir etli ekmekci fırına telefon ettim. Etli ekmek fırınını çalıtıran, Cafer usta evelden beri bir hukukumuz var. Muhtar olarak her öğle ondan etli ekmek sipariş ederdim. Bu sefer etli ekmek değil, mahalle sakinim olan Gül hanımın çocuğuna bir iş istiyecektim ondan. Hemen telefon açtım, konuya girdim, Cahfer usta dedim, ben muhtar,senin fırında çalıştırmak için bir elaman istermisin dedim. Cahfer ustada şaşa kalarak hayırdır Muhtarım bu elaman ne oluyor hayırdır. Dedim Cahfer usta bizim mahalle sakinlerinden bir hanım çok zor durumda, bunun çocuğuna hemen bir iş bulmamız lazım, yoksa kadın cağız çok zor durumda kalmaktadır. Tabi durumu daha öncede kendisine teferuatlı bir şekilde anlatınca, kendisi dedi muhtarım zaten bu sıralarda işler durgun, ben ancak kendimi yetinecek kadar bir kazanca sahibim, yanlız benim bir otomobil servisi olan bir arkadaşım var, o bu sorunumuzu yerine getirir sanırım. Hemen fırıncı arkadaşını aradı ve ona durumu tefaruatlı bir şekilde anlatınca, o Gül hanımın çocuğunu işe aldı, hemen iki gün sonra sigortalı bir şekilde işe başlamış oldu.
    Tabi gül hanım çok sevinçliydi, muhtarlığa teşekkür etmek için geldiğini söyledi, ve şimdide ben çocuğuma sütü temiz bir kız arıyorum dedi. Tabi ben muhtar olarak, mahalle sakinim olan Gül hanımın yüzünü güldürmüştüm ve ben de onun gibi mutluydum. Bu mutlu günümü değerli okurlarla paylaşmak istedim.
    Saygılarımla.
  • Şenay ÇOBANOĞLU / 11 Ağustos 2010 10:06

    Kutlama mesajıdır;

    Sizlerin aracılığıyla,Tüm islam aleminin ve ülkemizin Ramazanı şerifi mübarek olsun. Dünyamıza ve ülkemize barış, huzur, sağlık ve bereket getimesini dilerim
    MUSALLA BAĞLARI MAHALLE MUHTARI
    Şenay ÇOBANOĞLU
    Cep;05558575068
  • Hasan / 31 Temmuz 2010 19:46

    OYMUZ EVET OLSUN, YOLUMUZ AÇIK OLSUN;

    Hasan

    31 Mayıs, 2010, 10:02Hasan diyor ki:
    29 Mayıs 2010, 20:13
    Muhtarlık kurumları en çok, belediye başkanlarına yardımcı oluyor. Mahalle ile ilgili , mahalle sakinlerinin tüm istek ve taleplerini , bağlı bulundukları belediyenin ilgili kişilerine bildirip, belediye başkanlarına yardımcı olmaktadır.
    Bunun yanında muhtarlar belediye başkanlarından, umduğu hizmeti alamazlar.
    Mahalle sakinlerine , muhtarlar çok güç şartlar altında hizmet vermektedir. Malesef belediyeler, bu husuta muhtarlara yardımcı olmamaktadır. Üstelik muhtarların hizmet anındaki sıkıntılarına , belediye başkanları, duyarsız kalmaktadır.
    En çok halkın içinde, halkın sorunlarıyla ilgilene muhtardır, ama devletin tüm kurumlarından, sıkıntılarının gidermesi için, bir yardım almamaktadır. Tüm sorunlarıyla baş başa kalan muhtarlarımızın, şu an ki hali çok acınacak durumda. Devletimiz ivedi olarak bu muhtarların sıkıntılarını giderecek tdbirler alması lazım, yoksa yarın geç olabilir. Saygılarımla.

    Hasan

    31 Temmuz, 2010, 0:39Değerli kardeşlerim, bu gün ülkemiz çok hassas bir durumdan geçmektedir..Partiler kendi hasametlerni gerçekleştirmek için, ülkenin bu hassas durumu onları ilgilendirmiyor sanki, bir birilerini karalama kampanyalarına düşmüşlerdir. Şu an vatanımızı dış ve iç mihraklar tarafından bölünmek istenmektedir. Ülke içinde yaşıyan kim varsa, ayrıca ne türlü parti ve sivil gurupları temsil eden birimler, varsa, bu günkü ülkeninin bu zor günler geçirdiği bu gün, bir araya gelmemiz lazımdır. Ağzımızdan çıkacak konşmalarımıza çok dikkat etmeliyiz. Çünkü bu bilgi çağında, zaman çok kısaltılmış. Bir yerde bir şey konuştuğumuzda, aynı saniyede, ülkenin tüm toplumuna kavuşuyoruz. Konuştuğumuz bir kötü söz ülke insanını gerebilir ve ayrıca sokağa çıkarıp, sokkak kavgalarına sebep olabilir.Dilin kemiği yoktur. Her hangi bir yazılı ve görsel medyada konşurken, konuşmamızı üç tartıp biçtikten sonra konuşmalıyız. Çünkü bu ülke içinde değişik dilden, inançtan, kültürden, renkten ve ırktan isanlar vardır. Bu değişik mozayik içinde olan insanlarla bu ülkenin, iyi ve kötü durumunda bir arada olmamız lazımdır. Bunun örnekleri, tarihimizdeki, değişik savaşlarda, hep birlikte düşmana karşı, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü göstererek, ülke için yedi devülle savaşmıştık. Bu birlik ve bütünlüğümüzü bügünde göstermeliyiz..Hepimiz bu geminin içinde yaşamaktayız. Gemiye bir şey olursa, Allah korusun, hepimiz birden batarız., ve dış mihtakları sevindiririz. Bizim bizden başka dostumuz yoktur. Bu konumumuzu tarihte çok sıkıntılı durumlarımızda göstermiştik, şimdide göstermeliyiz. Bu referandum durunda halkımızın önüne bir seçim sandığı konulunacak. Bunu hakımız sağ duyusuna dayanarak kendi içindeki sağ duyu hissederek , oyunu kullanmalarını istemekteyiz. Muhalefetin söylemlerine kulak vermeyin, çünkü muhalefetler bir safta birleşerek, kendi hamesetlerine bizleri alet etmeye çalışmaktadır. Bu bir paritiyi başa getirmek değildir. Halkımızın lehine alınan bir kararlarda, oda statükü olanlarında, halkımız gibi tarafsız mahkemelerde hesap vermesini istemekteyiz. Herkezin yaptığı yanında kar kalmıyacak. İşte bu sandık ta halkımız , bu duruma son verecek. Bunuda sandıkta verceği(EVET) oyu ile ortaya koyacak. Bu referandumdaki yirmi altı maddeyi iyice bir okuyun, Ona göre davranmanızı arzu etmekteyiz. Sizleri çok seviyoruz.. Sizler her zaman ülke için çok güzel işler birlikte başardınız. Allah ülke için güzel hizmet veren, onun kalkınması için çalışanlardan razı olsun. Allah bu ülkeye kötü sanaryolar yazıp ve uygulanları kahrı perişan etsi. Onların o kötü seneryolarını başlarına çevirsin. Allahın büyüktür her şeye kadirdir. Onlar bu inançlarımıza saygılı olsun veya olmasın. Biz allahımızdan bu ülke insanlarına bir zeval vemesin için dua etmekteyiz. Allah bizlerle bereber olsun, allah haklının ve hakı savunanın yanında olsun. Allaha amanet olun.
  • Feyzullah SİMO / 15 Haziran 2010 12:44

    ÖRNEK MUHTAR

    SİZLER GİBİ İDARECİLERE, BU TOPLUMUN ÇOK İHTİYACI VARDIR,
    Birilerin derleriyle dertlenebilen toplumumuzda kaç kişi vardır.Yaralarının sarılmasını bekliyen, acılarının dindirmesini istiyen, iniltilerini duyan ne kadar insan var acaba.?
    Mahallemin mutluluğu benim mutluluğum, mahallemin insanlarının mutsuzluğu benim mutsuzluğum, yiyebilen babağiyit sayısı nedir, acaba?
    Mahallesinin proplemleriyle uğraşmaktan, ihtiyaçlarını gidermekten,gençlerin kahve köşelerinden kurtulması için çaba sarfeden, kaç tane mahalle muhtarı vardır acaba?
    (Komşusu aç iken, tok olan bizden değil.) hadisi şerifin neler ifade ettiğini düşünerek, hayatını sürdürmeye çalışan, kaç aile vardır acaba?
    Sarılacak yaraların nasıl sarılması gerektiğini, ve kimlerle birlikte sarılmasını düşünerek hareket edene toplumun arzu ve isteklerini, hayatının birinci sayfasına yazabilen kaç tane mahalle muhtarı gösterebilirsiniz acaba?
    Mahallesinin yeşil alanlarının çoğalmasını, cadde ve sokak isimlerinin belirlenmesini, insanların rahatlıkla cadde ve sokaklarda dolaşa bilmesi, için ortam hazırlayan insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
    Seçildiği günden beri mahallesindeki eksiklikleri gidermek için çalışan, Örneğin; 1- Mahallesine büyük bir aile parkı yaptırdı. 2- Mahallenin şehre gidiş ve gelişi için, uluşım sorununu, yeni garaj münübüs hatının geçirmesiyle halledilmesi. 3- Mahallesine halkın araçlarını rahatlıkla park etmeleri için, yedi adet oto park yeri yaptırması. 4- Mahalle sakinlerinin sabah spor yapmaları için, mahalle içindeki park içine beş elamanlı bir firdeks aletlerini konulması. 5- Mahallesine bir sağlık ocağı yaptırması. 6- Mahallesine halkın rahatlıkla muhtaralık hizmeti alabilsin için ,bir muhtarlık ofisi yaptırması. 7- Mahalle içinde eksik kanalizyon borularınını bitirmesi. 8- Mahallesinin her yerini sokak lambalarıyla ışıklandırması ve mahallede hiçbir karanlık yer bırakmaması. Mahalle halkının dertleriyle, istekleriyle ve ihtiyaçlarının gidermesiyle ilgilenen Musallabağlar mahalle muhtarı sayın Şenay ÇOBANOĞLU’ndan bahsetmek istiyorum, değerli okurlarıma.
    1999,2004 ve 2009 seçimlerinde Musallabağları Muhtarlığına seçilen Şenay ÇOBANOĞLU seçildiği günden bu güne kadar, mahalle sakinlerinin dertleriyle dertlenip, sorunlarına çare bulmak için çaba ve gayretlerini ortaya koymuştur.
    Mesleğini seven bir kişi,Muhtar Şenay ÇOBANOĞLU hayatındaki çalışma felsefesi;
    Musallabağlar Mahallesinde bir kişi huzursuz ve mutsuz olursa, mahallenin mülki amiri olarak bende huzursuz ve mutsuz olurum. Mahalle sakinlerinin mutlu olabilmeleri için, muhtar olarak elimden gelen her fedakarlığı yaparım, ve öylede yapıyorum, yoksa muhtar olarak kendimi huzurlu hisedemiyorum.
    Cümlelerini söyletiyor ona.
    Kendisi bir emekli olduktan sonra , mahalle muhtarı seçildikten sonra ,Hakk’a hizmet, halka hizmetten geçtiği bilinci içinde hareket ederek, mahalledeki bütün insanların mutluluğunu istediğini yukarda ki cümlelerde ne güzel anlatmıştır.
    Günümüzde böylesine cefekar, böylesine fedakar, ve mahale sakinlerinin dertleriyle dertlenip, sevinç ve mutluluklarına ortak olan muhtarlara ve idarecilere, halkımızın çok ihtiyacı vardır.
    Yaptığı icraat ve çalışmalarıyla, mahalle sakinlerinin gönlüde yer alan, muhtar Şenay ÇOBANĞOLU, mahalleyi bir insanoğlunun vucuduna benzetiyor, bir vucut azasının rahatsız olmasıyle bütün vucudun nasıl rahatsız olmasına neden oluyorsa, ortaya çıkan dert ve proplemlerin büyümeden halledilmesi, bütün mahalle halkının vesile teşkil edileceğine çoktan inanmış olarak hizmet vermeye çalışıyor.
    Toplumdaki değerli ve saygın insanlar , önce kendi mutluluğu için değil, başkaraının mutluluğu için çalışandır. Sözünü muhtar Şenay ÇOBANOĞLU kendisine düstür edinmiş nitelikte çalımaktadır.
    Dileğimiz böylesi muhtarlarımızın, ve her kademedeki yöneticilerimizin insanlara insan gibi muamele etmeleri ve onların dert ve sevinçlerine ortak olmalı.
    Üstadın dediği gibi (Güzel gören, güze düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.) Felsefesiyle insanlar bazında, gören ve düşünen ve bu şekilde hareket eden, müsbet hareket eden ve menfi olay ve düşüncelerden sıyrılabilenler bu toplumun en sevdiği insanlar zümresinden olacaktır.
    Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde;
    (Sizin en hayırlınız, insana faydası dokunandır.) Demektedir. Bu düşünce ile hareket eden fedakar ve cefekar, bütün insanları fikri ve zikri ve düşüncesi ne olursa olsun, her birisine hizmet etmeye, onların her birini kucaklamaya çalışan bu gibi insanların günümüzdede var olduğunu toplumumuzun insanlarına bidirmek bizlere düşen bir vazife olmalıdır.
    Mütedeyyin, kendini bilen kişilere düşen görev elbette yukarıda belirtildiği olmalı diye düşünüyorum ve mahallesine bu güzel çalışmasından dolayı Musallabağlar mahalle muhtarı Şenay ÇOBANOĞLU’unu tebrik ediyor ve kutluyorum. Mesleğinde başarılar diliyorum.
  • hakan kurrt / 3 Ocak 2009 09:48

    sa

    sayın muhtarımız çalışmalarınızda başarılar diliyorum
  • Ali İNCE / 30 Aralık 2008 12:05

    OLMASI GEREKENDİ

    m erhaba
    sevgili site yöneticileri.muhtarların sesi olmanız çok önemli.mahallemin derdini çeken en büyük mülki amiri muhtardır.ama gereken değer kendilerine malesef verilmez çözemedikleri problem kendilerine kalır.bu şekilde muhtarları intrernet sitelerinde görmek,proje ve sıkıntılarını kamuayunda paylaşmalrı çok mgerekli birşeydi site yöneticilerini kutluyor,muhtar hikmet sezere teşekkür ederek başarılar diliyorum.
  • mehmet / 29 Aralık 2008 17:52

    sevindik

    muhtarım bizlerle görüşlerinizi paylaşmanıza çok sevindik.